• Öykü

Modiano'yla Tanışma


Modiano bu seneye kadar benim için, 2014 yılında Nobel Edebiyat ödülünü yine Murakami'nin almasına izin vermeyen yazarlardan biriydi. Bu sene Romain Gary'nin hayatına dair bir şeyler okumaya başladığımdan beri ise benden merak uyandıran bir yazara dönüştü.


Çok emin değilim fakat ya Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı'da ya da Bay Piekielny Adında Biri'nde Modiano'nun Fransız Edebiyatında Gary'nin yerini aldığına dair şeyler okuyunca onu tanımadan edemezdim diye düşündüm. Böylece önce Mahallede Kaybolma Diye'yi ardından Karanlık Dükkanlar Sokağı'nı okudum.


Modiano salt bu iki kitabını düşündüğümde benzer temalar üzerine yazmayı tercih eden bir yazar gibi görünüyor. Geçmişte yaşanmış ağır travmalar, belleğin bu travmalarla mücadele etmek için çırpınışları, karakterlerin bu travmaları ucundan yakalama ve okura gösterme isteği... İki kitap için de ortak temaları bu şekilde aktarabilirim sanıyorum ki.


Yazarın Mahallede Kaybolma Diye romanında anlatıcı Jean Daragane telefon rehberinde anımsamakta güçlük çektiği biri olan Guy Torstel adlı bir adamın peşine düşüyor. Bu adamla ilgili yaptığı soruşturma ile Jean kendi geçmişinde bir yolculuğa çıkıyor. Anılarda geçmişe ilerledikçe Jean'ın çocukluğunda yaşamış olduğu malikane ile ilgili sırlara perde ardından baktığımız, kendimizi tekinsiz bir atmosferin içinde buluyoruz.


Karanlık Dükkanlar Sokağı'nda ise anlatıcı Guy Roland'ın çalıştığı dedektiflik bürosunun kapanmasının ardından kendi kimliğini bulma arayışı konu edilmiş. Guy Roland seneler önce bir amnezi yaşamış ve kim olduğuna dair bir fikri yok. Dedektifliğe başlamadan önce kimliğini araştırmış ama başarısız olmuş ve romanda yeniden denediği zamanı okuyoruz. Guy geçmişindeki şahıslara ulaşarak kendisini doğrudan tanıyan birilerini bulamasa bile hayatına dair ipuçlarını yakalayarak amnezi yaşadığı döneme kadar gelmeyi başarıyor.


İki kitapta yine benzerlik atfedebileceğimiz diğer konu da Nazi işgali altındaki Fransa'dan kaçma girişimleri diyebiliriz. Yazar anlatıcıların hayatlarının belli dönemlerinde yaşadıkları bu köşeye sıkışmışlık hissini, kaçış arzusunu ve tedirginliklerini romanlarındaki atmosferin bir parçası haline getirmiş. Okurken sürekli bir huzursuzluğun pençesinde, her şey tıkırında ilerlese dahi yaşanan tüm zorlukların telafisinin olmadığını hissederek sayfaları çevirdim. Böyle bahsedince yazarın çok karanlık ve bir o kadar da karamsar bir yazını varmış gibi geliyor ama Modiano tüm bunları aslında duygulardan arınmış ve bir o kadar da objektif bir şekilde dile getirmiş. Sanıyorum metinde asla bahsedilmeyen gizlerin ve adı konulmamış travmaların okura böyle hissettirme konusunda etkisi büyük.


Modiano ile ilgili okuduğum yorumların bir kısmı da yazarın Paris'i resmetme başarısından söz ediyordu. Normalde romanlardaki mekanları Google Maps'te takip ederek okumayı çok severim fakat Modiano'yu okurken bitirene kadar elimden bırakamadığım için anlatıcılarla birlikte Paris'i gezme fırsatını bu seferlik kaçırdım. Belki yeniden okuduğum zaman mekanları haritalamak için gerekli dikkat dağınıklığını bulabilirim.


Evet, böylece sitemizin ilk kitap inceleme yazısını da bitirmiş bulunmaktayım. Hemen aşağıya Modiano'yu okuyup beğendiyseniz, daha öncesinde yaptığım ve Modiano'nun anlatımıyla benzerlik taşıyan eserleri listeleyeceğim. Belki okuduğumuz/izlediğimiz şeyler için bu tür bir listeyi her seferinde iliştirmeye çalışırız kim bilir...


Benzerlik gösterenler:

Kobo Abe - Virane Harita

Murat Gülsoy - Ateş Bizi Tüketiyor

La double vie de Véronique (1991)

95 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör